Dr. Tomris Cesuroğlu: Türkiye gibi veri gizleyen ülke yok

  • 09:06 27 Haziran 2021
  • Sağlık
 
Sevim Sütçü
 
ANKARA -  Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın geçtiğimiz hafta, pandemi süresince ölüm sayısının 50 bin olduğunu, dolaylı yollardan da bir o kadar daha can kaybı olduğunu itiraf etmesini değerlendiren Dr. Tomris Cesuroğlu, “Sağlık Bakanlığı’nın pandeminin başından beri veri ve bilgileri bilimsel standartlarda paylaşmayışı tam bir skandal. Türkiye gibi veri ve bilgileri bu mertebede gizleyen bir ülke yok. Bu hani olsa olsa ‘Muz Cumhuriyeti’ standartlarında olur” dedi. 
 
Koronavirüs (Covid-19) pandemisi süresince sağlık örgütleri, Sağlık Bakanlığı’nın can kaybı sayısını doğru vermediğini defalarca ifade etmelerine rağmen bir düzelme yaşanmadı. Vaka ve ölüm sayısına ilişkin itirazları görmezden gelen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz hafta Covid-19 Bilim Kurulu Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, “Covid-19 ölümlerini Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği kriterlere göre tespit edip 50 bin kaybımız var derken en az bir bu kadar vatandaşımızı daha kaybettik. Salgın süresince salgından yaklaşık 50 bin insanımızı kaybettik. Salgın sebebiyle ertelenen sağlık hizmetleri sebebiyle yaşanan can kaybı ise bundan çok daha büyük” diyerek bir buçuk yıldır halka can kaybının doğru açıklamadığına dair itirafta bulunması dikkat çekmişti. 
 
Hollanda’da VU Amsterdam Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pandemi Çalışma Grubu Üyesi Dr. Tomris Cesuroğlu, ajansımıza Sağlık Bakanlığı’nın veri paylaşımı konusundaki itirafına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Sağlık Bakanlığı’nın veri paylaşımı tam bir skandal’
 
Pandemi süresince veri ve bilgilerin paylaşımı konusunda bakanlığın sicilinin çok kötü olduğunu belirten Tomris, şunları söyledi: “Özellikle uluslararası alana baktığımızda Sağlık Bakanlığımızın o kadar kötü bir sicili var ki Türkiye’nin açıkladığı veriler neredeyse uluslararası karşılaştırmalarda kullanılamayacak kadar kötüdür. Çünkü Bakanlığın sunduğu verilerin güvenilirliği konusunda çok ciddi soru işaretleri var. Buna tam bir skandal diyebiliriz. Dünyada sadece otokratik ülkelerde veriler ve bilgiler bu şekilde gizleniyor, maniple edilerek sunuluyor. Pandemi gibi bir krizde verilerin bir ham hali bir de onun işlenmiş bilgi hali vardır. Sağlık Bakanlığı her ikisini de uluslararası standartlara uygun şekilde kamuoyu ile paylaşmıyor, büyük oranda gizli tutuyor. Örneğin, az çok gelişmiş her ülkede ‘epidemiyolojik raporlama’ dediğimiz vakaların yaşlara, bölgelere, cinsiyetlere göre dağılımının raporlanması yapılıyor. Ama Türkiye bunların hiçbirini yapmıyor. Bu da gerçekten çok kötü, şeffaf olmayan bir pandemi yönetim yaklaşımı.”
 
‘Birden bire 10 bin vaka eklendi’
 
Sağlık Bakanlığına, “Neden bunu yapıyor” diye soran Tomris, “En başından beri gerek vaka sayıları gerek ölüm sayılarıyla ilgili olarak verileri manipüle ediyordu. Bu vaka, veri sayılarıyla ilgili olarak geçtiğimiz sonbaharda artık öyle bir noktaya gelmişti ki mızrak çuvala sığmadı ve itiraf etmek zorunda kaldılar. 25 Kasım’da dünyada eşi benzeri olmayan bir açıklama yaptılar ve ‘vaka /hasta farkı’ diye bir kılıf uydurdular. Türkiye’den birdenbire uluslararası istatistiklere bir gün içinde 10 bin vaka eklendi. Geriye dönük bakınca bunun da gerçek rakam olup olmadığını hala bilmiyoruz” dedi. 
 
‘Covid-19’a bağlı ölümler eksik bildiriliyor’
 
TTB’nin Türkiye’deki pandemi verileri konusunda analizlerinin devam ettiğini dile getiren Tomris, geçmiş yıllardaki ölüm sayıları, nüfus artışı, e-Devlet, belediye defin istatistikleri gibi çeşitli verileri kullanarak ve karşılaştırarak 5 farklı analiz yaptığını söyledi. Türkiye’de Covid-19’a bağlı ölümlerin eksik raporlandığını, asıl sayının, açıklanan rakamın neredeyse 3 buçuk katından fazla olduğunu dair TTB’nin değerlendirmesine işaret eden Tomris, aynı zamanda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bir önceki yılın ölüm istatistiklerini haziran ayında yayınlaması gerektiğini ancak bunun ertelendiğine dikkat çekti. Tomris, “Hiçbir inandırıcı ve geçerli bir mazeret sürmeden bu ertelemeyi yaptılar. Buradan da anlaşılıyor ki TTB ve diğer toplumsal bileşenler, TÜİK ölüm istatistikleri açıklanınca bu için matematiğini ortaya koyacak. Bundan kaçınmaya çalışıyorlar. Onun yerine Bakanın, ’50 can kaybı var, dolaylı yoldan bir o kadar daha can kaybı var’ demesi o kadar muğlak ve bilimsellikten uzak ifadelerde ki biz bilim insanları olarak gerçekten anlam veremiyoruz. Çünkü dediklerinden bir şey çıkartmak mümkün değil. Doğrusu az çok gelişmiş tüm ülkelerde sağlık bakanlıkları pandemiyle ilgili bilimsel raporları, verileri doğru bir şekilde yayımlamakla yükümlü. Türkiye’deki ne yazık ki bu yükümlülüğü yerine getirmiyor ve buna yönelik kılıf hazırlandığını görüyoruz”  ifadelerini kullandı. 
 
‘Türkiye gibi bir ülke yok’
 
Sağlık Bakanlığı’nın verileri bu zamana kadar şeffaf paylaşmamasının nedenlerini ise Tomris, şu sözlerle yorumladı:
 
“Veriyi ve bilgiyi gizliyorsunuz. Bu durumda bilim insanları bunları tekrar inceleyip teyit edemiyor, toplumsal muhalefet nelerin doğru, nelerin yanlış yapıldığını verilerle ortaya koyamıyor. Yani verileri gizleyerek, tek hamlede size muhalefet edilmesini engelliyorsunuz. Tüm dünyada sağlık, pandemi gibi önemli bir konuda devlet, bir şey yaptığı zaman, bağımsız bilim insanlarına, akademisyenlere çok iş düşüyor. Çünkü, kamunun uygulamalarını toplum adına bilimsel olarak inceleme görevini üstlenen onlardır. Ama Türkiye’de ne yazık ki bilimle ilgilenen insanlar dinlenilmiyor. Zaten iktidar ve icra mercileri her zaman her şeyi bilemez, sadece kendi bilim kuruluna değil, daha geniş bir bilim insanı kitlesinin söylediklerine açık olmaları gerekir. Pandemi gibi milyonlarca insanın hayatının risk altında olduğu bir konuda bilim insanları tarafından teknik açılardan bir doğrulama ve sorgulama verilmesi gerekir. 
 
Türkiye’nin sicili parlak değil
 
Bunlar doğal olarak icra kurumlarının hatalarına işaret edebilir, toplum adına bunları düzletmeniz talep edilebilir. Ama siz veriyi gizlediğiniz zaman hem bağımsız bilim insanları hem de size muhalefet olabilecek herkesin önünü kapatmış oluyorsunuz, onları boşa düşürmüş oluyorsunuz. Ne yaptıklarınızı sorgulayabiliyorlar, ne de ne yapılması ne yapılmaması gerektiği konusunda somut değerlendirme verebiliyorlar. Yani pandemi döneminde en kritik noktalardan biri, bu verilerin şeffaf paylaşılamıyor oluşuydu. ‘Zaten Türkiye’den ne şeffaf paylaşılıyor ki’ diyebilirsiniz. Ama pandemi döneminde bu o kadar kritik rol oynuyor ki veri olmadığı için sizle hemfikir olmayan bağımsız bilim insanlarının elini, kolunu bağlamış oluyorsunuz. Aslına bakarsanız bu çok akıllıca bir harekettir ve tek bir hamleyle hiçbir şey yapmadan sadece veriyi gizleyerek size gelebilecek her türlü eleştiriyi susturmuş oluyorsunuz. Dilediğiniz gibi ‘başarı hikayesi yazdık’ diyebiliyorsunuz. Bu anlamda gerçekten Türkiye’nin uluslararası platformda sicili hiç parlak değil.  Bu derece veri ve bilgi gizlenmesi ve manüplasyonu hani olsa olsa ‘Muz Cumhuriyetleri’nde olur.
 
Türkiye’nin sunduğu Covid-19 verilerinin uluslararası bir güvenirliği, bir geçerliliği ne yazık ki kalmadı. Bakanlığın verileri saklaması normal bir şey değil. Bir şeyi bir yere kadar gizleyebilirsiniz, bir manipülasyonun üzerine başka bir manipülasyonla örtmeye çalışırsın, ama bu zincir bir yere kadar devam edebilir, bir yerden sonra kopar.”
 
‘Bölge aşılamada geri kalmış durumda’
 
Sağlık sistemini değerlendirirken etkililik, verimlilik ve hakkaniyet başlıkları altında incelediklerini vurgulayan Tomris, etkililik başlığı altında Sağlık Bakanlığı’na, “Siz insanların sağlık düzeyini yükseltiyor musunuz? İnsanların doğru zamanda, doğru yerde ve ihtiyacı oranında sağlık hizmetlerine erişimini sağlıyor musunuz?” diye sordu. Tomris, “Buna baktığımız zaman Türkiye’de etkili bir sağlık sistemi olmadığını görüyoruz. Hala önlenebilir ölümlerde ciddi sorunlar var. Kronik hastalıklardan korunma ve bu hastalıkların yönetiminde çok ciddi sorunlar var. Birinci basamak, yani aile hekimi sistemi ne yazık ki son derece zayıftır. Sağlık sistemi değerlendirilirken ikinci kriter verimliliktir. Sistem düzeyinde baktığımızda durum bütünüyle verimsizlik üzerine kurulu. Şehir hastaneleri verimsizliğin en önemli kaynaklarından. Üçüncü kriterimiz ise hakkaniyettir. 20 sene önceyle karşılaştırdığımızda önemli düzeyde iyileşme var. Çünkü Güneydoğu Anadolu’da çok ciddi bir dezavantaj vardı, bunlar bir miktar kapatılmış olsa da tekrar makas açılıyor. Mesela pandemide aşılama oranlarına bakıyoruz. Bölgece ciddi bir geri kalma söz konusu ve bakanlık bunu gidermek için ne yapıyor? Bunu gerçekten bilmiyoruz. Avantajlı bir bölgede aşılama oranları yüzde otuzlardayken dezavantajlı bölgede yüzde beş onlardaysa ise bu aslında bir skandaldır” sözleri ile aşılamadaki eşitsizliğe dikkat çekti. 
 
‘Halkın devlete güvensizliği aşıya da yansıyor’
 
TTB Pandemi Çalışma Grubu olarak, özellikle “Güneydoğu’daki aşılama neden düşük” olduğuna dair ciddi bir analiz yaptıklarını vurgulayan Tomris, net olmamakla birlikte ortaya çıkan nedenleri şöyle özetledi: “Aşı tedarikiyle ilgili sıkıntı olduğu duyumu aldık. Halkın devlete güvensizliğinin aşıya yansıdığını, aşıda da güvensizlik yarattığını da düşünüyoruz. Bu sadece Türkiye’de bir bölgeye özgü bir durum değil, dünyaya baktığımızda bir çok ülkyede bunu görüyoruz, örneğin Kanada’da da bu var. Küresel sağlık alanında çalışıyorum ve en son Kanada’da katıldığımız bir araştırma sonucuna göre, Kanada’nın yerlisi olan Kızılderililerin aşılamaya ilgisi beyaz Kanadalılara göre daha düşük. Çünkü öyle bir geçmişi var ki bu topluluğun, devlete karşı hep bir güvensizlik yaşanmış.”
 
‘Aşılamada anadil çok önemlidir’
 
Tarihsel sürece bakıldığında devletle ilişkisinde güvensizlik yaşayan bölgelerin, grupların, aşılama konusunda geriden gelme söz konusu olduğuna dikkat çeken Tomris, “Aşılama konusunda anadil çok önemlidir. Aşıyla ilgili doğru bilginin anadille ulaştırılması gereklidir. Bu da son derece önemli engellerden biri olabilir. Güneydoğu Anadolu sağlık hizmetlerinde çalışan kişiler genellikle mecburi hizmet kapsamında orada geçici görev yapıyorlar. Bu da orada hizmetlerin devamlılığı açısından bir sorun yaratıyor olabilir” diye konuştu. 
 
Tomris son olarak, “Bütün bu zorlukların üstesinden gelmek için tabip odalarının çok güzel girişimleri var, aşılamanın Güneydoğu Anadolu’da şu anda hızlandığını duyuyoruz. En kısa zamanda ülke genelini yakalamasını umuyoruz” diye ekledi.