Gençlik örgütleri: Adaleti, katledenlerin saraylarından beklemiyoruz

  • 20:54 20 Temmuz 2021
  • Güncel
 
ANKARA -  Suruç'ta DAİŞ saldırısında katledilen 33 düş yolcusu için HDP Ankara İl Örgütü binasında açıklama yapan gençlik örgütleri, "Adaleti bizi katledenlerin saraylarından, mahkemelerinden beklemiyoruz. Mücadeleden, sokaktan, barikattan, hesaplaşmalardan bekliyoruz. 6 yıldır 'Suruç için Adalet Herkes için Adalet' şiarını büyütmeye devam ediyoruz" dedi.  
 
Urfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015’te DAİŞ saldırısında katledilen 33 düş yolcusu için Ankara’da gençlik örgütleri Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantının yapıldığı salona, "Baskılar bizi yıldıramaz Suruç'un hesabı sorulacak" pankartı asıldı. Açıklamayı gençlik örgütleri adına Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi Şirvan Çeliker  okudu. 
 
'Tarihleri katliam tarihleri yalan' 
 
Gezi'den Rojava'ya uzanan bir serüvenin coşkusuyla yola çıkan yoldaşlarının, egemenlerin yarattığı yağma, talan ve halkların inkârı karşısında sınırsız ve sınıfsız bir dünya için devrimi savunanlar olduğunu söyleyen Şirvan, "Tarihleri katliam, tarihleri yalandır. Suruç Katliamı bu topraklarda ne ilk katliamdir ne de son olmuştur. HDP'li Deniz Poyraz'ı katledenler, sokak ortasında Hrant Dink'i vuranlar, Gezi'de birçok yoldaşımızı ve Berkin Elvan'ı 15 yaşında katledenler, Ankara'da 103  yoldaşımızı bombalı bir saldırıyla katledenler aynıdır. Katilleri tanıyoruz, azmettiricileri de ayan beyan ortadadır. Katliamın sorumluları, IŞİD'i besleyenler, barındıranlar, silahlandıranlardır" şeklinde konuştu. 
 
'Kürt halkıyla buluşmasını istemediler' 
 
"Emri verenin kim olduğu bellidir, katliamı devlet ile IŞİD birlikte gerçekleştirdi" diyen Şirvan, şöyle devam etti: "Gezi'de direnenlerden Kobanê'de direnenlere köprü olmak istedi 33 düş yolcusu. Devletin saldırmasının nedeni de tam olarak buydu, toprakların işçi sınıfı ve ezilenlerinin, Kürt halkıyla buluşmasını istemediler, devrime dokunmasını istemediler. Bugün ekonomik ve siyasi kriz içerisinde olan sistem, çürümüşlüğünü toplumun her anında var etmeye çalışıyor. İşçileri emekçileri açlığa mahkûm ediyor kadınların  karşısına her gün erkek şiddetini çıkarıyor, öğrencileri akademiyi biat ettirmeye çalışıyor, LGBTI+'lara yaşam alanı tanımıyor. Yüzsüzce bizlere 'Porsiyonlarınızı küçültün' çağrısı yapanlar, HDP'ye dönük saldırılarını günbegün arttıranlar bilmelidir ki bu topraklarda özgürlük mücadelemiz sizleri tarihin çöplüğüne gönderene dek devam edecek."
 
'Her yerdeyiz direniyoruz'
 
Yağma, rant ve savaş ekonomisi üzerine kurulu bu rejimin ancak devrimle yıkılacağını ve bunun için mücadele ettiklerini vurgulayan Şirvan, "Bu çete mafya düzenini 33'lerin bayrağını devralarak devireceğiz. Burjuva devletin toplumun her kesimine saldırılarının karşısında bizler 'İstanbul Sözleşmesi'ni uygulatacağız' diyerek barikatları aşan kadınlarız, maden işçilerini katledenlerden hesap sormak için 'Öyle mi alay komutanı' cüretiyle jandarmanın üzerine yürüyen işçileriz, Migros işçilerinin hakkını vermeyen Tuncay Özilhan'ın evinin kapısına dayanan 'Sahip olduklarınız bizden çaldıklarınızdır, korkun yine geleceğiz' diyerek haklarını arayan işçileriz, kayyum rektörleriyle akademinin biat edeceğini sananlara karşı 6 aylık direnişle kayyum Melih'i yollayan öğrencileriz, İkizdere'de doğasını katleden Cengiz'e ve onların koruyucusu devletin karşısına dikilip 'Doğamızı katledemezsiniz' diyen İkizdereli kadınlarız. HDP'yi hedefe koyan iktidardan güç alıp Deniz Poyraz'ın katledilmesine karşı 'Bir Deniz gider bin Deniz geliriz'  diyen devrimcileriz biz. Her yerdeyiz, direniyoruz ve biliyoruz bu direnişten nasıl korktuklarını" ifadelerini kullandı.  
 
'Çağrımız bu toprakların gençliğine' 
 
6 yıldır Suruç'un gerçek sorumlularının yargılanmadığına, 7 Haziran ve 1  Kasım arasındaki defterleri açıkça bildiğini ilan edenlerin tanık dahi sayılmadığına dikkat çeken Şirvan, son olarak şunları belirtti: "Hatta bu katliamda suçlanan yitirdiklerimiz oldu. Kusurlu ilan edildi Kobanê yoluna düşenler. Bizim adalet çağrımız bu topraklaradır. İşçilere, emekçilere, kadınlara ve LGBTI+'lara, Kürt ve Alevi halklarımıza bizim çağrımız. Çağrımız bu toprakların gençliğine. Adaleti bizi katledenlerin saraylarından, mahkemelerinden beklemiyoruz. Mücadeleden, sokaktan, barikattan, hesaplaşmalardan bekliyoruz. Biz adaleti ezilenlerden bekliyoruz. 6 yıldır 'Suruç için Adalet Herkes için Adalet' şiarını büyütmeye devam ediyoruz, herkes için adaleti de birleşik direnişimizi, mücadeleyi büyüterek biz getireceğiz." 
 
'33  düş yolcusunun düşlerini bırakmayacağız'
 
Ardından söz alan Devrimci Anarşist Federasyonu üyesi Zeynep Tan ise Suruç için Güvenpark'ta yapacakları anma için mahallelerde yaptıkları çalışma esnasında polislerin kendilerine 10 el kurşun sıktığını belirtti. Sıkılan kurşunların kendilerini susturamayacağının altını çizen Zeynep, "Bugün 25 arkadaşımız polis işkencesiyle gözaltına alındı. 33 düş yolcusunun düşlerini hiçbir zaman bırakmayacağız. Bıraktıkları bayrakları bölgenin her yerine götüreceğiz. Bir adım daha geri atmayacağız, Suruç'un, Diyarbakır'ın, Ankara'nın hesabını soracağız" dedi.